Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi

Cumartesi, Ocak 23, 2010 23:20
Kategori: Gündem

Uğur Mumcu
Yine 24 Ocak geldi, aradan 17 yıl geçmiş. Henüz 5 yaşındaydım o zaman, babam üzgün ve öfkeli, arkadaşlarından kimileri ağlıyor kimileri bela okuyordu, hayal meyal hatırlıyorum o küçücük dünyamdaki insanların yaşadığı büyük sarsıntıyı. Sonra sonra, büyüdükçe o gün bu ağlanan adam kimmiş okuduk, öğrendik. 1975 yılında, daha ben doğmamışken, babam siyasi mücadele verirken, sanki kalem arkadaşlarıyla başına gelecekleri yıllar öncesinden görerek Cumhuriyet gazetesinde seslenmiş okurlarına, adına “Sesleniş” demiş, ve “Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi” diye öğütlemiş.

Ne sen, ne de senin gibi kalleşce katledilen Abdi İpekçi, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Hrant Dink ve daha niceleri unutuldu.

Sesleniş

Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.

Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mumun ışığında bitirirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini, yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. dövüldük, vurulduk, asıldık.

Vurulduk ey halkım, unutma bizi…

Devamını Oku »

Rengini Belli Et – Prostat Kanserine Karşı İç Çamaşırı Rengini Paylaş

Pazartesi, Ocak 11, 2010 16:09

Bildiğiniz gibi, her erkeğin ilerleyen yaşlarda karşılaşabileceği en önemli sağlık sorunlarından biri prostat kanseridir. Prostat kanseri neden oluşur, ne gibi tetikleyicileri vardır, önlemler almak için neler yapmak gerekli bu gibi konularda, bir erkek olarak yeterince bilinçli olmadığımı farkettim. Bunu farketmemi sağlayan ise, internette, özellikle Facebook‘ta gerçekleştirilen benzersiz! bir eylem oldu.

Bu eylem şöyleydi; kadın arkadaşlarımız, meme kanserine dikkat çekmek ve bilinçlenmeyi arttırabilmek için, sütyen renklerini facebook profillerinde paylaşıyorlardı. Başlangıçta, hiçkimsenin anlam veremediği bu renklerin, kadın arkadaşlarımızın sütyen rengi olduğunu öğrendiğimde ve bunu önemli bir amaç doğrultusunda yüksek bilinçle yaptıklarını farkedince, meme kanseri konusunda birşeyler okuyarak, bilinçlenme yoluna gittim ve erkeklerde de meme kanseri olabileceğini öğrendim. Bu yüzden, kadın arkadaşlarımızın bu aktivist eylemini sonuna kadar destekliyorum.

Prostat kanseri konusuna gelecek olursak, bizler de aynı şekilde bir bilinçlenme yoluna gidebiliriz diye düşündük. Bu yüzden, günümüzün en büyük online sosyalleşme aracı olan Facebook’ta biz de bir kampanya başlattık. Kampanyaya katılan arkadaşlarımız, profille o gün, giydikleri don renklerini paylaşıyorlar. Açılmış olan grupta da, prostat kanseriyle ilgili, önemli bilgiler mevcut ve bu tür bilgiler eklenmeye devam edecek.

Ben de sizlerin en az sütyen renklerini paylaşan hanımlar kadar bilinçli! olduğunuzu bilerek , don renginizi paylaşmaya davet ediyoruz.

Siz bilinçli kadınları da, bu önemli hareketi desteklemeye bekliyoruz, sizleri yanımızda görmek bizim için güç kaynağıdır.

İşte size, “Prostat Kanserine Karşı İç Çamaşırı Rengini Paylaş” Facebook Grubu: http://www.facebook.com/group.php?gid=244952633795

Bilinçlenme mühim, sağlıklı günler dilerim.

Mutlu Yıllar!

Perşembe, Aralık 31, 2009 20:10
Kategori: Günce

Yeni yılda, her şeyin gönlünüzce olmasını diliyorum.

Mutlu yıllar…

Sanallaşan Dünya ve İnsanoğlu’nun Evrimi Üzerine

Cumartesi, Aralık 19, 2009 1:04
Kategori: Günce, İnternet

Sanallaşıyoruz, teknolojinin gelişmesiyle,özellikle bilişim sektörünün durmaksızın attığı adımlarla birlikte gün geçtikçe hayatlarımız daha teknolojiye bağımlı hale geliyor, 0 ve 1‘lerin ekrana yansıttığı görüntülere daha fazla ihtiyaç duyar duruma buluyoruz kendimizi. Çok klişe sözleri söylüyorum belki de, farkındayım. Fakat biraz irdelediğimizde ne halde olduğumuzu göreceksiniz.

Öncelikle, bu yazının aynı zamanda teknoloji konusunda bir özeleştiri niteliği taşıdığını ve bunları benim buraya yazmamın ironik sayılabileceğini söylemem lazım.

Sizleri bilgisayar devrimiyle beraber geçirdiğimiz ve geçireceğimiz evrim yolculuğuna göz atmaya davet ediyorum. Başlarda evler, odalar büyüklüğünde dev bilgisayarlar vardı ve “kim böyle bir makineyi evinde tutmak ister ki, bilgisayarlar ev kullanımı için üretilmedi” demişti, ilk bilgisayarın mucitler. Bu, tıpkı Amerikan Patent Dairesi başkanının, 19. yüzyıl ortalarında “icat edilebilecek herşey icat edildi” demesi gibi yüzyılın gaflarından biriydi. Çünkü o evler, odalar büyüklüğündeki bilgisayarlar 30 yıl içerisinde o kadar hızlı bir şekilde küçüldü ki, 1980′lerin başında evlerde yer almaya başlamıştı bile. Bu küçülme aynı zamanda gelişmeyi ve ucuzlamayı da beraberinde getirmişti ki orta halli her ailede neredeyse en az 1 bilgisayar bulunur duruma gelmiştik 2010′ yılına gireceğimiz şu zamanlarda.

Devamını Oku »

GMC 2009 İlk Tur Başladı

Çarşamba, Aralık 16, 2009 2:19
Kategori: Günce

GMC LogoBir Metalurji ve Malzeme Mühendisliği öğrencisi olarak, okulda edindiğim mesleki bilgilerin yanına koyabileceğim her bilgiyi kendim için büyük bir kazanım olarak görmekteyim. Bu yüzden öğrencilik dönemimde bir çok sosyal aktivite ve faaliyetlerde bulunmaya gayret gösteriyorum. Bunlardan biri de geçen sene ilk kez katıldığım Global Management Challenge yarışmasının Türkiye ayağıydı. Geçen sene pek başarılı olamadığımız bu yarışmaya bu sene yeni bir ekip kurarak tekrar başvurduk. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde okuyan, 4 Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Öğrencisi ( Özgür Üzden, Şevki Erinç Çelikset, Burak Sarıkaya, Fatih Denizalp ) olarak başvurduğumuz yarışmadan kısa bir süre önce kabul edildiğimize dair bir mail aldık ve büyük bir heyecan yaşadık.

Devamını Oku »

Şerefsizim Aklına Gelmişti!

Pazartesi, Aralık 14, 2009 19:32
Kategori: İnternet

Bu yazıyı, askerdeki dortum Erdem Kök’e ithafen yazıyorum.

Geçtiğimiz yaz döneminde, yine aklındaki süper bir projeyle bana gelen Erdem, zihnindekileri patır patır dökmeye başlamıştı bana;

E: Olum Özgür, adamlar avrupada yapmışlar. Aynı yöne giden araçları paylaşıyorlar. Örneğin, senin araban var, gittiğin her gün işe giderken seyrettiğin istikametin belli, yoldan geçerken de, aynı yöne giden ve daha önceden haberleştiği birini alıyor yanına, gideceği yere kadar bırakıyor. Bir internet sitesi üzerinden yapıyorlar bunu da.

Ö: Aa, hadi ya, eee ?

E: Abi, bunu İstanbul için yapabilirmiyiz, süper olur, çok tutar. Mesela adam köprüden, internet sitesi vasıtasıyla haberleştiği adamı alıcak, aynı yöne gidiyorlar nasılsa, bir yerde bırakacak.

Ö: Olum olur da, sistemi iyice kurgulamak lazım, nası yapsak? Peki güvenli mi nası oluyo bu, yatmadı lan kafama, Türkiye hazır mı sence bu sisteme…

E: Olum şöyle, böyle, şunu şurdan alıyon buraya koyuyorsun, hoppa, zort, zart…. ( Sohbetin uzaması, geyiğe sarması ve dağılması) :)

Velhasıl kelam, bu işe girişemedik, Erdem şimdi askerde, dönüşte de gemi tasarımcısı olarak çalışmaya devam edecek muhtemelen.

Bizim yapamadığımız bu sistemi Türkiye için hayata geçirmişler.

LiftShare; Sizinle aynı yöne yolculuk yapan bir başkasını bulun ve yolculuğunuzu paylaşın. Yakıttan tasarruf edin, trafiği azaltın ve çevreye katkı sağlayın.

https://www.liftshare.com/turkey/

Bu siteyi görünce de, heyecanlanarak, aklıma Yılmaz Erdoğan’ın Vizontele filmindeki efsane repliği geldi, biraz farkla; “Şerefsizim Aklına Gelmişti


Ders: Demokrasi – Ders Kodu: AB09 – Sınav Kodu: 09-12

Cumartesi, Aralık 12, 2009 16:29
Kategori: Gündem, Siyaset

Manşetler ve televizyon kanalları DTP’nin kapatılmasıyla çalkalanıyor ve gelişmeleri ilgiyle takip etmeye çalışıyorum. Bir taraftan da bundan sonra neler olabileceği konusunda öngörülerde bulunmaya çalışıyorum.

Kişisel düşüncemi merak edenler vardır, paylaşacağım; öncelikle DTP’nin PKK ile olan bağının, bu bağı koparmamaktaki ısrarının, PKK’nın silahlı eylemlerine son vermesi yönünde çağrı yapmamasının ve kimi parti mensuplarının “bölücülük” içerikli söylemlerinin kapanma konusunda yeterli olduğunu düşünüyorum. Bir taraftan da, tam açılımdan bahsederken diyalog yolunun kapanması sebebiyle büyük bir çıkmaza girildiğini ve önümüzdeki dönemde büyük sıkıntıların bizi beklediği fikri aklımdan çıkmıyor.

Bu karar sebebiyle gurur duyması gereken bir çok insan var; bilmemkaçıncı AKP hükumeti, kendinle gurur duy, açılımı eline yüzüne bulaştırdın, büyük bir aciziyet içine düşerek Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli fırsatlarından birini teperek adını bir kez daha geçmişte lanetle anılacaklar listesine ekledin. Devamını Oku »

Candan Erçetin – Kırık Kalpler Durağında

Salı, Aralık 8, 2009 23:06

Candan Erçetin’in yeni albümü “Kırık Kalpler Durağında” 16 Aralık’ta raflardaki yerini alıyor. Albümden “Kaptan Feza”nın da film şarkısı olan “Kul kurar kader gülermiş” www.kaptanfeza.com web sitesinden dinlenebilir

Daha fazlası için: www.candanfanclub.com

Güzel Bir Cumartesi Hatırası

Pazartesi, Aralık 7, 2009 1:23

Cumartesi geçirdiğim harika günü buraya ancak taşıyabiliyorum. Geçtiğimiz haftalarda atlattığımız vize dönemi sırasında konuştuğumuz ve yapmayı çok istediğimiz etkinliğimizi nihayetinde gerçekleştirdik. Şevki, Burak, Fatih, Abdullah ve Onur ile hamam’a giderek adeta deri değiştirdik :) Masaj ve kese sonrasında kendimizden geçmiş bir halde hamamdan çıktığımızdaki halimizi görmeniz gerekirdi. ( Göstermeyi de isterdim fakat fotoğraf makinam yanımda değildi )

Sonrasında yenilen yemek ve ardından çayların eşliğinde djarum keyfi sırasındaki sohbet ise bu etkinliğin cilası oldu desem yeridir.

Devamını Oku »

Bir Metalurjistinin Foto-Günlüğü

Cuma, Aralık 4, 2009 23:51

Bilimsel Tartışmalar Yapan Öğrenciler

Bildiğiniz gibi Yıldız Teknik Üniversitesi – Metalurji ve Malzeme Mühendisliği son sınıf öğrencisiyim ve bu sene bir aksilik çıkmaz ise mezun olacağım. Artık mesleğimizle ilgili teorik bilgilerimizi pratiğe döktüğümüz önemli dersler görmekteyiz ve laboratuvarlarda yaptığımız çalışmalarla bu bilgilerimizi pekiştirmekteyiz. Bugün de döküm teknolojileri dersinin laboratuvar çalışmaları için “Balkan İleri Döküm Teknolojileri Merkezi”ndeydik ve oradan bazı fotoğraflar çekerek Metalurji Mühendisliği nedir, YTU’deki koşullar nasıldır gibi konulara kısaca değinirken bir taraftan da güzel bir günün özetini geçmeye çalışacağım.

Geleceğe Umutla Bakan Mühendis Adayı

Metalurji ve Malzeme Mühendisliği ( Bundan sonra kısaca MMM olarak yazacağım ), kabaca metallerin ve metal dışı malzemelerin üretim ve şekillendirme proseslerinin tamamını ele alan, çalışma alanı otomotivden, hızlı tüketim ürünlerine, beyaz eşya’dan inşaat sektörüne kadar çok geniş bir bilimdir. Önceki akşam alt dönemden bir arkadaşın “kimse ismini bilmiyor, ben aç kalacağım” , “bütün arkadaşlarım sürüneceksin sen diyorlar” şeklindeki serzenişleri ve akabinde “ben tekrar üniversite sınavına girip inşaat veya makina mühendisliği gibi daha bilinen bir mühendislik yazacağım”

Mutlu Öğrenci

Mutlu Öğrenci

demesiyle bunu tekrar açıklama ihtiyacı duydum. Öncelikle, MMM’nin ismini herkesin bilmesine gerek yok, bilmeyip sizi meteoroloji mühendisiyle karıştırıp “hava durumu mu sunacaksın” sorusunu soran birine verilebilecek en iyi cevap “Senin oturduğun evin inşaat çeliğinden, kullandığın arabanın motoruna kadar biz üretiyoruz, naaaber!!!” olacaktır. Ayrıca MMM’nin isminin bilinmesine de pek gerek yok, bu lafları söyleyenler sizin iş verenleriniz olmayacaklar, yani okuduğunuz bölümün ismini çevrenizdekiler bilmiyor diye aç kalacağım korkusuna kapılmayın :) Eğer kişisel gelişiminize önem verip, dolu dolu bir üniversite hayatı geçirirseniz, sosyal anlamda aktif ve başarılı olursanız emin olun aç kalmazsınız. Biraz kafasını kullanabilen bir mühendis adayının önünün açık olduğuna inanıyorum. Yok ben ot gibi okuldan eve, evden okula giderim, derslerime bakarım derseniz, şimdiden iş ararken kolay gelsin demekle yetiniyorum. Devamını Oku »

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes