18.07.2011 – Köln Hatirasi

Yazan: Özgür ÜZDEN

Dusseldorda Samet´te gecirdigimiz geceden sonra yeni rotamiz olan Koln´e dogru yola ciktik. Nasil gectigini farkedemedigimiz kisa bir tren yolculugu sonrasinda kendimizi kolnde bulduk ve her zamanki rutinimiz olan tren istasyonlarindaki Ditsch magazasindan aldigimiz atistirmaliklarla kahvaltimizi yaptik.

Bu gun ilk defa kalacak yer konusunda kafamiz rahat bir sekilde sehir degistirmistik. CouchSurfing uzerinden tanistigimiz arkadasimiz Wolgang bizi agirlayacakti. Kendisi hakkinda ilerleyen kisimlarda anlatacaklarimiz olacak. Ayrica gunun bizim icin ilginc olan bir diger tarafi da bir Alman radyosu olan WDR´dan gelecen olan radyocu Eren Onsoz ile bulusacaktik. Kendisinden projemizi tanitan bir radyo programi hayirlayacagini ogrendik, ayrica projenin Turkiye ayagi icin de Almanyadan gelecek olan genclerle Turkiyeze gecerek, Alman genclerin Turkiyedeki maceralarini hikayelestirecekmis.

Eren ile bulusmak uzere tren istasyonundan ciktik. Tren istasyonundan ciktigimiz anda, adeta buyuleyici bir manzara ile karsilasarak birkac dakika kendimizi alamadigimiz manzaraya bakakaldik. Karsimizda tum ihtisamiyla Koln Dom duruyordu. Ereni beklerken Koln Dom icinde biraz dolastik ve daha da buyulendik.

Ardindan Eren´in gelmesiyle birlikte soylesimize basladik ve kendimizyden, projeden ve deneyimlerimizden bahsettik. O gunku gorevlerimizden biri olan Dom´un Enteresanliklari konusyla ilgili birkac Almanyali ile konustuk ve Dom hakkinda bazi bilgiler aldik. Bu bilgileri de yazinin ilerleyen kisimlarinda derlemis olacagiz :)

Wolfgang

Bizi agirlayan arkadasimiz Wolfgang Holzem, Hindistan dogumlu bir Alman ve su anda ulastirma bakanligi icin calisiyor. Ilk defa Almanca konusamadigi Turklerle karsilastigini ve bunun kendisi icin garip bir durum oldugunu ifade etti. Ayrica cografya, sosyal antropoloji ve afrika calismalari uzerine de ogrenimini surduruyor. Sade evine girdigimizde zengin kutuphanesi ve film arsivi dikkatimizi cekti. Kendisi de seyahat etmeyi cok seven biri ve pek cok ulke gormus durumda. Bu yuzden pek cok ani, pek cok bilgiye sahip ve sohbet etmekten buyuk keyif aldik. Abisi Ankaradaki Alman Konsoloslugunda diplomat olarak calismis birkac sene, ayrica babasi da diplomat oldugundan aile meslegi mantigiyla kendi de olmak istemis fakat basaramamis. Sirp bir esi var ve su anda Yunanistanda yasiyor. Yunanistandan Almanya´ya gorusmek icin gelmek isteyen sevgilisine almanya vize vermeyince o zaman biz de evleniriz rahat rahat gorusuruz diyerek evlenmeye karar vermisler :)

Wolfgang tum bu ozelliklerinin yaninda dindar olmadigi halde dinler ve kulturlerine buyuk bir ilgi duyuyor. Ilgisini de bol bol okuyarak besliyor. Kutuphanesindeki bir cok kutsal kitabin yaninda Kuran da hem arapca, hem almanca olarak bulunuyordu.

Kendisine tekrar tekrar cok tesekkur ediyoruz. Umariz bir Turkiye ziyaretinde bu sefer biz kendisini agirlayabiriz.

Koln Dom

Koln Katedrali de diyebilecegimiz katedral, Avrupanin en buyuklerinden biri. 1200´lu yillarda yapimina baslanmis ve insaasi 600 yildan uzun surmus.Kulelere 500 basamaktan fazla merdiven tirmanarak cikilabiliyor. 2. Dunya Savasi sirasinda birkac kere hasar almasina ragmen, Koln´de yikilmayan ender yapilardan biri olarak ayakta kalmayi basarabilmis. Bu tanrinin lutfu olarak gozukuyor. Ayrica dunyanin en buyuk hala calmakta olan kilise cani da burada fakat koruma amaciyla sadece ozel gunlerde caliniyor

Koln Katedralinin efsanevi Uc Kral hikayesine ev sahipligi yapan katedral oldugunu ogrendik. Isa´ya henuz bebekken gelen, isimleri Gaspar, Melkior ve Baltazar olan uc kral, bebek Isa´ya altin, tutsu ve mür hediye ederek ´yahudilerin krali´olarak hurmetlerini sunarlar. Bu uc kralin kemiklerinin su anda Koln Katedralinde oldugu soyleniyor.

Koln katedralinin bir diger ilginc yani ise, icinde bir modern sanat eserini barindiriyor olmasi. Katolik kilisesi ne kadar karsi ciksada yerel yonetimin destegiyle, kilisenin mozaik camlarindan bir tanesi Alman sanatci Gerhard Richter´in yapmis oldugu cam ile degistirilmis.11500 adet es parcadan, pikseller seklinde yapilmis olan bu cam renkli bir hali deseni olusturuyor.

Kilise ile ilgili bir diger ilginc nokta ise, tren istasyonuna bu kadar yakin olusunun sebebi. Tren hatti tam kilisenin dibinden gecerken, merkez tren istasyonunun katedral dibine yapilmasiyla tren hattinda yon degisikligi meydana gelmis. Yani katedrale giden tren raylari yon degistirerek, artik oraya degil tren istasyonuna gidiyor. Tren istasyonu ise koln´de protestanligi simgeliyor :) Hal boyle olunca, protestanlik ve katoliklik ile ince dusunulmus bir mana meydana cikiyor.

Bir sure sonra cantalarimizin agirligindan rahatsiz olup cantalarimizi Wolfgang´a birakmaya karar verdik. Eren ile birlikte kendisine gidip yuz yuze tanistik ve bir sure daha hep beraber sohbet ve soylesiye devam ettik. Erenin bizlerden ayrilmasindan sonra gormemiz istenen diger iki mekan olan eski bir sinagog ile merkez camisine gitmek icin koln sokaklarinda yuruyuse ciktik.

Ilk duragimiz Central Mosque ( Merkez Camii :) oldu. Su anda hala insaat halindeydi ve insaata baslanmadan once yikilan cami yerine yine yurume mesafesinde bir cadir kullaniyordu. Cami ile ilgili Koln´de bir cok tartismali durum yasanmis. Oncelikle cami mimarisi konusunda Musluman toplumu otantik bir mimari isterken Alman yonetimi cami mimarinin Alman olmasina ve mimarinin de modern mimari olmasini istemis. Ortaya cikan cami bu yuzden bildigimiz camilerden cok farkliydi. Cami ile ilgili bir diger tartisma konusu ise minarelerin yuksekligiydi. Sehirdeki en yuksek yapinin Dom katedrali olmasi gerektigini savunan yoneticiler minare yuksekliklerini sinirlandirmislar. Bu durum uzerine soyle de bir espri olusmus; Cami´nin cok yakininda yine Koln´un en yuksek yapilarindan biri olan televizyon kulesi bulunuyor. Minarelerin yuksekliklerinin sinirlandirilmas uzerine Musluman kesimde ´O kule de minare olacak yakinda zaten, o yuzden camiyi televizyon kulesinin dibine yaptik´diyerek duruma esprili bir sekilde yaklasmaya baslamis :)

Sonrasinda eski bir yahudi sinagoguna dogru yuruduk ve aradigimiz yeri bulduk. Iceri girmek istedigimizi soyledigimizde ancak randevu alirsak girebilecegimizi ogrendik ve bunu soyleyis bicimleri de pek nazik degildi. Wolfgang da daha once gormek istemis ve yine iceri girememis. Yakin bir yahudi arkadasinin da bu durumdan rahatsiz oldugunu soyledi.

Koln sokaklarinda dolasirken bize rehberlik eden Wolfgang sehir ile ilgili detaylar anlatiyordu bizlere. Almanyanin en buyuk dorduncu kenti olan Koln nispeten yapilasma acisindan yeni sayilabilecek Alman kentlerinden biri. 2. Dunya Savasi sirasinda sehrin %90´i yikilmis, tabiri caizse yerle bir olmus. Avrupanin en buyuk genel evlerinden biri de Koln´de bulunuyor, ismi ise Pasha :) Almanyadaki bir cok sehirde oldugu gibi, burada da evlerin kapilarinin onunde bronz taslar ve uzerlerinde soykirimda hayatini kaybetmis yahudilerin gormek mumkun. Yine Koln gordugumuz diger sehirlere gore daha kirli, daginik, mimarisi daha ozensiz bir sehir goruntusu ciziyordu. Yine ogrendigimize gore burada bir cok cilgin ve buyuk parti duzenlendigi icin gencler tarafindan sevilen ve de aksamlari hayatin daha gec saatlere kadar surdugu bir kent durumundaymis. Ayrica Dusseldorf ile Koln arasinda cok ilginc bir rekabetin bulundugunu ogrendik. Bulundugu eyaletin en buyuk kendi olmasina ragmen, baskentin Dusseldorf olmasi sebebiyle Dusseldorf´u pek sevmezlermis. O kadar ki sehirler arasi yon tabelalarinda Dusseldorf gosterilmezmis bile…

Uzun bir sehir turundan sonra kahvelerimizi yudumladik ve eve gectik. Ardindan Basak´in Koln´de oldugunu ogrendigimiz ve cok uzun suredir ( 10 sene kadar var sanirim, emin olamadim, bu satirlar yazilirken basak trende uyuyor, dinleniyordu :) )gorusmedikleri kuzeni, kiziyla Wolfgang´a geldi ve hasret giderdiler. Wolfgang bir ailenin tekrar bir araya gelmesi olarak nitelendirdigi bu bulusmadan cok etkilendigini soyledi. Tabi Basak’in da sevincini, mutlulugunu gormeliydiniz, paha bicilemezdi.

Bu aile bulusmasinin ardindan yemek faslini tamamladik, sonrasinda Zekeriya, Asiye ve Ahmet ile bulustuk. Eren´in de bize tekrar katilmasiyla birlikte tekrar WDR radyolari icin soylesimize basladik. Bir taraftan yoresel biralari tadarken zamanin yanina meze olan sohbetlerle geceyi sonlandirdik. Koln bizim acimizdan en dolu gecirdigimiz sehirlerden biri oldu ve tum gun zihinlerimize unutulmayacak bir sekilde coktan kazindi bile.

Sonraki istasyon; Frankfurt.

Bir Cevap Yazın

Get Adobe Flash player