Bilanço
Cuma, Ağustos 6, 2010 20:42Mezuniyet sonrasında memleketim Çanakkale’ye taşınarak yeni bir dönem başlatacağımı düşünüyordum ve zor fakat keyifli zamanlar geçireceğimi sanıyordum, ümit ediyordum. Fakat hiç de öyle olmuyor. Son bir ayın bilançosu benim için bayağı ağır oldu. Olumlu olmaya çalışıyorum, uğraşıyorum, çabalıyorum. Zaman zaman başarabilsem de üst üste gelen şeyler, etrafımda olup bitene sağlıklı bir şekilde bakabilmeme çok fazla olanak tanımıyor.
Hayatımın 07.2010 dönemine ait bilançosu şöyle;
- Mezun olduğumu sanıp olamamak. ( detaylı açıklamayı ayrıca yapacağım )
- Ufak çaplı bir aile faciası.
- Hayatımda hala en çok değer verdiğim, dostluğunu kaybettiğim, güzel insana ait bir kırık kalp.
- Kendi kırılmış kalbim.
- Kırmış olduğum büyük bir pot ve bunun mahcubiyeti.
- Asosyal bir hayat.
Düşündükçe, aklıma şemsin şu kuralını getiriyorum;
- Ondördüncü Kural:
Hakk’ ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine teslim ol.
Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın.
“Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme.
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?
Sanırım henüz hayatımı yeterince alt üst etmeyi başaramadım…

İhtiyacım olan, aradığım ve özlediğim düşünce yapısını biliyorum fakat bunu da yine kendi seçimimle elimin tersiyle ittim.
Umarım tek başıma bazı şeylerin üstesinden gelebilirim.
Ha gayret…
Bunlar da ilginizi çekebilir
|
|
|
|
|
cudjex ne demiş:
Ağustos 28th, 2010 at 19:44
ve işte sorun burda.
bu yazdıklarını bir arkadaşına,ailenden birisine anlatamıyosun.
anlatamayacaksın.
eğer internetin sonsuzluğuna sığınırsan anlatamayacaksın…
Himym :) ne demiş:
Eylül 12th, 2010 at 14:11
40 kuralı araştırırken rastladım yazına arkadaş. Bilançon ise bayağı ağır gibi. Ama burada sormamız gereken gelen değişimler Hakk’ın karşına çıkardığı değişimler mi yoksa kendi elinle hazırladığıkların mı? Bence ikisi arasında büyük fark var. Yazından anladığım kadarı ile bir kısmını sen yaratmışsın, ki birşeyleri özlüyorsun.
Elinde olmayan ani değişikler karşısında ayakta durabilmek erdemdir. Değişiklikleri kendi elimizle yapmışsak ve sonucu bize ağır geliyorsa, ya hayatın boyunca onu taşıyorsun-kabulleniyorsun ya da düzeltmek için çaba harcıyorsun. Deneyimlerimle kanıtlandı.. Özellikle aşk konularında
Epikuros mutluluk için 3 temel şeye ihtiyacımız olduğunu düşünüyormuş: 1.dostluk 2. özgürlük 3.düşünmek.. Sende ikisi var gibi. Ama ya kaybettiğin birinci olmadan kendi başına üstesinden gelebilecek misin? İnternette herkes dostumuz, arkadaşımız. Yatağa hergün yanlız yatıyorsun, değişimleri içinde yalnız yaşıyorsun. Ama karşılıksız ve sadakatle seni seven bir dostun olsa belki farklı olabilir durum.
Ve inan hayatta gerçek dostu bulmak çok ama çok zor… Ben bulamadım abi, umarım sen bulmuşsundur, ya da bulduğunu kaybetmemişsindir
himym.
oriflame_kayıt ne demiş:
Kasım 15th, 2010 at 04:28
herşeyi kafana takma bende yurtta yetiştim annem babam ayrı abimi yıllardır görmüyorum başarılı olduğum halde ailemin yüzünden okulumu yarıda bırakmak zorunda kaldım,ama devlet sağolsun beni yalnız bırakmadı ve şimdi memurum,benimde birçok sorunlarım oldu ama hiç kafama takmadım.yani hayat bitti dediğin yerde tekrar başlıyor.senin için bitmiş olan şey aslında hiç bitmiyor.çark hala dönüyor