Hayatımın En Saçma Yolculuğu

Pazartesi, Şubat 28, 2011 1:15
Kategori: Günce

Yaklaşık bir haftadır, daha önce hiç yapmadığım kadar fazla seyahat ederek yollarda geçiriyorum. Geçtiğimiz hafta cuma günü Çanakkale’den başlayan yolculuğumun durakları sırasıyla şöyleydi;

  • Çanakkale => İstanbul ( Cuma )
  • İstanbul => Gölcük ( Cumartesi )
  • Gölcük => İnegöl ( Cumartesi )
  • İnegöl => Ankara ( Pazar )
  • Ankara => İstanbul ( Çarşamba )
  • İstanbul => Ankara ( Perşembe )
  • Ankara => Çanakkale ( Cumartesi )
  • Çanakkale => Ankara ( Pazartesi )

Bu yolculuklar sonunda 10 gün içerisinde toplam 3000 km yol yapmış olacağımı hesapladım. Kendi rekorumu kırıyorum :) Lakin bu yazıyı yazma sebebim bu yol mesafesini paylaşmaktan çok, en son yapmış olduğum akıllara zarar uçak yolculuğu serüvenimi anlatmak arzumdur.

Efendim, cumartesi gecesi  ( 26 şubat ) çanakkaleye hızlı bir şekilde dönebilmek için birkaç gün öncesinden internet üzerinden uçak biletimi aldım. Ankara Esenboğa Havalimanına da cebimde kalan son nakit 10 lirayı Havaş’a vererek ulaştım. Kulağımda Radyo Bilkent’in çalmış olduğu eğlenceli müzikler ile güvenlik kontrollerinden geçtikten sonra check-in yapmak için bankoya ilerledim ve kimliğimi uzattım.

  • Görevli: Yolculuğunuz nereye özgür bey?
  • Ben: Çanakkale
  • Görevli: Özgür bey kaydınızı bulamıyorum, bir daha kontrol edeceğim.
  • Ben: ( Kendinden emin bir ifadeyle ) Rezervasyon kodum ve e-bilet numaram mevcut elimde, vermemi istermisiniz?
  • Görevli: Alabilirmiyim?
  • Ben: Tabi buyrun.
  • Görevli: Özgür bey sizin biletiniz 26 marta uçuşuna ait.
  • Ben: Evet, 26′sı değil mi bugün? ( telefonun takvimindeki gün hanesi hızlıca kontrol edilir )
  • Görevli: Özgür bey, mart ayının bileti, biz şubattayız.
  • Ben: %%&&##** Hımsss, eeee, şeyyy, napcam ben peki şimdi
  • Görevli: Bilet satış ofisimize gitmeniz gerekiyor, nasıl yardımcı olabileceklerini buradan bilemiyorum malesef.

Koşarak bilet satış ofisine giderim ve durumu izah ederim. Biletim değiştirilir fakat promosyon bileti olduğu için bilet ücretinin yarısı iade edilir ve son anda alınan bir bilet olduğu için 59 lira olan bilet tutarı 124 liraya yükselmiştir… Bilet alındıktan sonra tekrar check-in masasına gidilir, bavul verilir ve check-in görevlisinin yönlendirmesiyle 103 no’lu kapıya doğru ilerlenir.

Terminal boyunca yaptığım yürüyüşte gözüme takılan ekranlarda Çanakkale uçuşunun 304 no’lu kapıdan olacağı yazmaktadır. 103 no’lu kapı ise Diyarbakır uçuşudur. Herhalde kapı değişti diye yürümeye devam ederim. Sonra şeytan dürter ve elimdeki uçuş kartına bakarım… İşte o an yaşadığım şok tarif edilemez; bilet satış ofisindeki görevli 26 şubat Çanakkale uçuşu yerine Diyarbakır uçuşuna ait bilet kesmiştir bana ve ben bunu uçuşa 1 saat kala farketmişimdir. 1 saat normalde gayet yeterli bir süredir fakat ben check-in sırasında bavulumu diyarbakıra gidecek olan uçağa yüklenmesi için kargoya teslim etmiştim…

İşte o an beynimin daha önce çalışmadığı kadar hızlı çalıştığı bir andı ve zamanın nasıl geçtiğini hiç hatırlamıyorum. Uçuş kartındaki Diyarbakır yazısını gördüğüm anda üzerimden soğuk bir ter boşaldı ve havaalanının bir ucundan check-in masasına olimpiyatlarda olsam kesin rekor kıracağım bir sürat ile koşmaya başladım. Koşarken bir ara önüme çıkan güvenlik şeridini ise benim bu şişko vücudumdan beklenmeyecek kadar atletik bir şekilde geçerek yüksek baskı altında bedenimin ve zihnimin nasıl harika bir mekanizmaya dönüşebileceğini farketme şansını yakaladım.

Check-in masasına vardığımda “ben yandsfşlgkdgfhkdgfsxds” gibi bir cümle kurarak iki saniye içerisinde durumu görevliye izah ettim. Hemen bir sürü telefonlaşmalar ile hava alanı benim için seferber oldu ve valizimin kayıp eşya ofisine çekilmesi için gereken prosedür başlatıldı. Valizim kayıp eşya ofisine giderken ben de check-in masasından yine atletik bir şekilde sanki yarışmaları başlatan tabancanın sesini duymuşçasına fırladım ve soluğu bilet satış ofisinde aldım. Durumu adama izah ederek hemen Diyarbakır biletini de Çanakkale biletine değiştirdik. ( 59 liralık bilet burada 154 lira oldu ) .

Ama kendimi koşmaya o kadar alıştırmıştım ki artık, aldığım yeni bilet ile ( bu sefer kontrol ettim doğruydu ) derhal kayıp eşya ofisine depar attım ve valizimi adeta koparma yapar gibi kaldırmış şekilde koşarak soluğu aldığım check-in masasına bıraktım. Güvenlik şeridini de koşarak geçtikten sonra 304 no’lu kapıyı uzakta görmüştüm. Kapı açılmış, bizi uçağa nakil edecek olan otobüs yolcuları almaktaydı ve ben koşmaya devam etmekteydim. Kapı girişindeki güvenlik görevlisi benim bu kan ter içinde kalmış halimi görüp acımış olacak ki “beyefendi, yetiştiniz, sakin olun” demek zorunda hissetti kendini.

Sağ salim kendimi uçağa attığımı ve yolculuğun bittiğini sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz :) Nakil yapan otobüs uçağımızın dibinde durduğunda aslında bize uçak değil de uçan bir minübüs, dolmuş tahsis edildiğini gördüm :) Buna da şükür diyerek uçağa bindik ve yolculuğumuz başladı. Uçuş başladıktan yarım saat sonra pilotumuzun karizmatik ses tonuyla uçuş bilgilerini vermesiyle tam derin derin soluklanarak huzur bulmuşken, o huzurumdan eser kalmadı. Çanakkalede kar yağışı vardı…

İnişe geçmemizle birlikte, kar yağışı ve memleketimin meşhur rüzgarı kendini gösterdi. İniş sırasında çok uzun ve çok şiddetli bir şekilde sallanmamız sonucunda ben kaskatı kesildim. Daha önce defalarca uçtuğum halde ilk kez böyle bir sarsıntı yaşıyordum ve gerçekten artık bu yolculuğun bitmesi için dua ediyordum. Nasıl oldu hangi ara oldu bilmiyorum, bir ara inmişiz biz. Hatta uçak falan durmuş, ben kas katı şekilde koltuk kolluklarına tutunmuş bekliyorum. Bir an hostesin sesiyle irkildim “Beyefendi, inecekmisiniz” Etrafıma bakındım, ilk olarak açılan arka kapıdan bana kadar olan uçaktaki herkes inmiş, ben farkında değilim. “Tabi, inmemiz lazım değil mi, geldik” diye komik bir cümle çıktı ağzımdan, yanımda bütün o gerginliğimi gören ve beni sakinleştirmeye çalışan hanımefendi ve hostesler gülüştü, ben ise hiç birşey olmamış gibi uçaktan montumu giyerek çıktım…

Bu da bana gergin, yorgun bir bünye ile iflas etmiş bir cüzdan bırakan öyle bir anı oldu işte…

You might also like

Almanya Güncesi – Derleme
Bildiğiniz gibi Temmuz ayı içerisinde 11 günlük bir Almanya seyahati gerçekleştirdim. Bu seyahat...
Stajda Son Demler
Son zamanlarda pek yoğunum efendim. Önce Assan Alüminyum'da yapmış olduğum staj sebebiyle her gün...
Bilanço
Mezuniyet sonrasında memleketim Çanakkale'ye taşınarak yeni bir dönem başlatacağımı düşünüyordum...
16.07.2011 – Fareli Koyun Kavalcisi
Yazan: Özgür ÜZDEN Bremen´de sevgili arkadasimiz Ersin´in ev sahipliginde gecirdigimiz geceden...
You can leave a response, or trackback from your own site.

Yorum Bırakın

 


Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes