Meclise Sohbet Lazım
Salı, Nisan 6, 2010 1:20Sevgili günlük, günce, blog, her neysen…
Yazmayalı konuşmayalı çok oldu. Bu ara pek seninle oturup dertleşmedik, vakit ayıramadım sana kusura bakma. Başka meşguliyetlerim vardı, yoğunluklarım, yorgunluklarım. Ama özlemişim biliyormusun, aklıma ne gelirse yazabileceğim, canım ne isterse söyleyebileceğim dostlardansın, başkasın.
Neler mi yaptım… Nerden başlasam ki, nasıl anlatsam ki.
Biliyormusun, hayatımdaki en önemli insanlardan biri yok artık, bir parçam eksik. Buna canım sıkılıyor, kimseye itiraf edemiyorum, öyle arada aklıma geldikçe üzülüyorum kendi kendime. İtiraf edemiyorum çünkü bu seçimi kendim yaptım. Bir video izlemiştim, acını seçmekte özgürsün diyordu. Öyle birşeyler oldu, bu acıyı seçtim. Daha önce yaşadığım acımıydı, bilmiyorum ama yıprandığımı biliyorum. Şimdi yalnızım, sevgilim yok. Sevgilimin olması dert değil de, dost’ların en değerlisi yok, o koyuyor adama düşününce. Tabi o dostu üzmek, onu zor zamanlarında yalnız bırakmak ayrı dert. Hak etmedi belki böyle bir ayrılığı, hiç hak etmedi hem de…
Aklıma ne geldi biliyormusun, Nazım’dan birkaç satır geldi, dur okuyayım sana;
Seversin dünyayı doludizgin,
Ama o bunun farkında değildir.
Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak.
Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık,
Yahut hiç sevmeseydi,
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Neyse, konu değiştirelim mi ? Pek iç açıcı konular değil, bak ne diyeceğimi ne yazacağımı bile bilemedim.
Başka ne mi var hayatımda. GMC denilen bir işe bulaşmıştık bundan 3 ay öncesinde. Biraz çalışma biraz şansın yardımıyla Türkiye finaline kaldık. Bu ara en büyük önceliklerimden biri halindeydi ve nihayet geçen cuma sona erdi. Ha, 6. olduk bu arada unutuyordum söylemeyi. Bize yeter de artar bile, onca yönetici, finansçı, endüstrici arasından kıçıkırık metalurji ve malzeme mühendisleri için güzel bi derece.
Okulu sorma, hep aynı. Bitirme projesiyle ilgilenmek lazım ama pek becerebildiğim söylenemez. Vizeler de başladı zaten, 2 tane vizem var gerçi ama… İlkinden ve hayatımın en kolay sınavlarından birinden çuvalladım bile. Uykusuz ve dalgın girince sınava kötü oldu be.
Bu arada anlatmadım değil mi, uyuyamıyorum son zamanlarda. 2 haftadır ciddi uyku sorunları çekiyorum, gece yatağımda dönüp duruyorum, uykuya daldığımda ise kabuslar görüyorum. Ya birileri ölüyor ya birileri hayatımdan çıkıyor. Bir arkadaşım bu akşam insomnia’mı oldun yoksa dedi, bilmiyorum dedim. Henüz yatmadan önce ballı süt içmeyi denemedim, bu gece deneyeceğim, belki işe yarar. Yaramazsa ne yapacağım konusunda fikrim yok.
Fotoğraf mı, ya yeni fotoğraflar göstermek çok isterdim sana be günlük. İnanırmısın vaktim olmuyor bu ara pek. Vaktim olup dışarı çıktığımda ise, adeta makinama hakaret ediyorum. Üzerimde bir beceriksizlik var, nasıl atacağım kim bilir.
Anlatacak ne çok şeyim varmış… Bitmedi aslında, daha yazacağım konuşacağımız şeyler var ama hepsini bir gecede bitirmeyelim. Hem bu sohbetleri sofrada konuşmak daha makul, dilimiz açılır fena mı olur.
Peki o zaman, şimdilik vedalaşalım, dostlarla rakı sofrasında buluşmak üzere…
Bunlar da ilginizi çekebilir
|
|
|
|
|