Yaşayan Kütüphane Agos’ta
04 Eylül 2007 – 22:1724-26 ağustos günlerinde bildiğiniz gibi yaşayan kütüphane için barışarock festivalindeydim. Burada yaptığımız çalışmada ermeni kitap olarak yer alan arkadaşımız Sayat’ın Agos gazetesinde yayınlanan yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Yaptığımız işin ne kadar güzel, başarılı ve önemli bir iş olduğunu bir kez daha gösterdin sayat bize, teşekkürler.
Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan, Toplum Gönüllüleri Vakfı ile Gençlik Çalışma Birimi’nin ortaklaşa düzenledikleri; amacı,birbirleriyle konuşma fırsatı bulamayan insanlar arasında yapıcı ve kişisel bir söyleşi ortamı oluşturmak ve bu yolla toplumsal barışa katkı sunmak olan `Yaşayan Kütüphane’ projesinin kitaplarından biri de bendim.
Yaşayan Kütüphane’yi ilginç kılan, alışık olduğumuz kütüphanelerden farklı olarak, kitapların insan olmasıydı.
Yaşayan Kütüphane kataloğundaki kitap başlıkları, çoğunlukla genellemelere ve önyargılı davranışlara, zaman zaman da ayrımcılığa maruz kalan gruplar temsil ediyordu. Bu gruplar üç temel başlıkta toplandı: Etnisitesi farklı olanlar, cinsel tercihi farklı olanlarve uğraştığı meslek itibariyle toplum tarafından önyargı ile bakılan insanlar. Okuyucular, katalogdaki önyargılar ve kendi önyargılarıyla, ilgilendikleri kitapları seçip yaklaşık 45 dakika boyunca `okuduktan’ sonra, kütüphaneye iade ediyorlardı.Ermeni kitap
Ermeni kitap olma önerisi bana geldiğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Açıkçası, işin ciddiyetini ilk okuyucu soru sorduğunda farkettim:
“ABD’de Yahudi lobisi soykırım konusunda tavrını değiştirdi. Nedenböyle oldu ve siz neden böyle yapıyorsunuz? System of a Down grubunun yaptığı ırkçılık hakkında ne düşünüyorsunuz?” Katalogdaki önyargı konularını belirlerken, Ermeni kitabının altına, `düşman’, `hain’, `gâvur’, `zengin’, `göçmen’ (Ermenistan’dan göçmüş) yazdırmıştım. Tüm kitaplara bunun gibi önyargıların yazılmasının amacı, önyargıların hatırlatılıp bunların kırılması yönünde bir `okuma’ yapılmasıydı. Soykırım ve mezalim konusu da aklımıza gelmiş, fakat önyargı olarak ne yazacağımıza karar vermemiştik.
Kitap olarak geçirdiğim 3 gün içinde, yaşları 18-20 arasında değişen, İstanbul ve İzmirli yaklaşık 25 kişi ile görüştüm. Bu
görüşmelerde en çok “Soykırım var mıdır?” sorusuyla ve buna bağlı olarak, `Osmanlı soykırım yapmamıştır’ ve `Osmanlı soykırım yapmıştır’ önyargıları ile karşılaştım. Diaspora ve Ermenistan Ermenilerinin olumsuz ve uzlaşmaz tavırları, merak edilen bir diğer konuydu. Bilinçaltındaki hainlik önyargısının getirdiği, `kibarca’ sorulan “Niye böyle yaptınız? Niye Ruslarla birleştiniz?”, “Birçok konuda niye Türkiye diyalog isterken Ermeniler diyalogistememektedir?” sorularıyla da karşılaştım. Bu sorular karşısında, `Türk’ ve `Ermeni’ tezlerinden bahsedip alternatif bir tarih anlatımı yapmaya çalışarak, insanlara bu konudaki önyargılarının kırılması için daha çok araştırmaları ve kendi akılve vicdanları ile karar vermeleri gerektiğini anlattım.Hrant Dink sonrası ruh hali
Bir diğer soru başlığı ise `ruh hali’ydi. “Türkiye’de Ermeni olmak nasıl?”, “Hiç ayrımcılığa uğradınız mı?”, “Türkiye’de kendi kimliğinizi neden saklıyorsunuz?”, “Hrant Dink sonrası Türkiye’deki Ermenilerin ruh hali nasıl?”, sıkça karşılaştığım sorulardandı. `Ruh hali’ni anlatacak cevap, birkaç okuyucudan gelen şu iki soruda gizliydi:
“Benim Ermeni arkadaşım bana Ermeni olduğunu çok sonra söyledi; neden?” ve “Ben Ermeni arkadaşım ile soykırım konusunu konuşamıyorum; onlar niye konuşmuyorlar bu konuyu benimle?” Bu sorular, Türkiye’de, Ermeniler olarak, kendimizi kamufle ederek yaşadığımızı kanıtlıyordu. Kütüphanede bir kitap olarak geçirdiğim 3 gün içerisinde, hem kendi önyargılarımın hem de başkalarının önyargılarının kırılabildiğinifark ettim. Bunun için yapılması gerekenlerin başında kapalı kalmayıp insanlarla diyaloğa girmenin geldiğine ve sevmenin tanımayla başlayacağına olan inancım daha da pekişti.
Etiketler: Kampanya, Yaşayan Kütüphane


